Aralık 19, 2010

sevgi ...

masal ile başlar sevgi. olağanüstünün ardı ardına gerçekleştiği dünya içinde bir kahraman bulursun kendine. koca kafalı devlerden koruyacaktır seni, kaybolmayasın diye peşi sıra izler bırakacaktır önden gitse bile, şekerden bir ev sunacaktır kim bilir… zehirli elmayı ısırdıysan öpücüğüyle kurtaracaktır ve etrafındaki tüm cadıları def etme potansiyeline sahiptir  kesinlikle. gece on ikiyi çalana dek dans edecektir seninle, kaçsan bile arkanda bıraktıklarınla gelip bulacaktır saklandığın yeri.  mızıka çalacaktır gizli gizli sen uyurken pencerenin altından. hapsolduğun kalenin içinden gelip çıkaracaktır seni, sevginden daha uzun hale gelecektir saçların onun elleri arasında.  kahraman her zaman üstün yeteneklere sahiptir şüphesiz. 

şiir ile devam eder sevgi. söyleyemediklerini söyler kahraman, gelişi güzel  yan yana gelen cümleler dünyanın en büyük tiradı olacaktır gözünde. “Özdemir Asaf da kim ?” diyeceksindir bizzat tanısan bile, sana okuduğu her alıntı dörtlük o yazmışçasına sevindirecektir seni.  şair ruhlu bir kahraman kolay çıkmaz karşına insanın şüphesiz. 

yemek ile tuzu biberi ekilir sevginin. önceleri heyecandan boğazdan geçemeyen her tadın acısı çıkarılırcasına özel kılınacaktır yemek vakitleri. elleriyle yaptığı makarnanın zevkini asla bir başkasıyla paylaşmak istemeyeceksindir, yanında kırmızı şarap varsa hele… içtiğin bol köpüklü bir kahvenin falında görmek onu mutlu edecektir seni, kırk yıl hatırı kalacağını düşüneceksindir çünkü. en tatlı hali olacaktır gözünde, paylaşmaya kıyamadığı çikolataları seninle yediği zamanlardaki surat ifadesi. tabağın asla yarım kalmayacaktır mesela; ya elleriyle besleyecektir seni, ya silip süpürecektir bıraktığın her yarım tabağı. öyle ki birbirinizi bile yiyip bitirdiğiniz, sinirlerinizi lime lime edeceğiniz günler olacaktır başşelerde. söyleyemediğiniz her cümlenin acısı elinize ilk geçen tatlıdan çıkacaktır illa ki. kavgayı bile tatlı kılar kahraman şüphesiz.

kulağına şarkı söylemesiyle son bulur sevgi.  kalbinden tutup sarhoş edecektir o fısıltı. olabildiğince soru yüklenecektir omuzlara. bütün enstrümanlar eşlik edecektir  ruhun duyumsayana kadar. tesadüflere inanmayacaksındır muhtemelen o saatten sonra. masallar içinse büyüdüğünü düşüneceksindir. şiir okumayı ertelersin uzun bir süre. makarnanın tadı damağında kalsa da onu yemekten vazgeçmeyeceksin eminim.  şarap içmesem de olur artık diyeceksin. aslında bir tek şarkı söylemek bitmeyecek. çünkü omuzların şarkıyla hafifleyecek.

                ve masalın öncesiyle sonrasıyla tek bir soru kalacak sana.
tesadüfün içinde sevgiyi görebilecek misin?..

3 yorum:

mavi pervane dedi ki...

"kulağına şarkı söylemesiyle ..."
bundan sonrasını anlamadım;cidden...

"masal ile başlar sevgi.
şiir ile devam eder sevgi.
kulağına şarkı söylemesiyle son bulur sevgi."

sanırım anlamaya başladım,sevginin masallı,şiirli,makarnalı halleri biryerde sekteye uğrasa da son hali-şarkı hali hiç bitmeyecek..

o zaman sevginin en güzel hali son hali...

anlamadım:(herşeyi anlamam gerekli değil ama anlamadım..
neden soru yükleniyor?
herşey o saatten sonra başlıyorsa,şarkı söylemesiyle,omuzların hafifliyorsa...ve önceki sevginin aşamaları yavan mı kalıyor..ama neden?
şarkıya kadar herşey tesasdüf müymüş?
şarkı kısmı da mı buna dahil?

tesadüf: Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi...

sevginin kendisi -bence- sebepsiz...
kesin olmayan,değişebilen sebeb ifadesi ile yazıdaki örnekler örtüsüyor :))
anlamadım yinede şarkılı kısımı...

beny dedi ki...

mavi pervane- aşk biter, sevgi biter, bağlılık biter. anılar biter mi? bitmez. gerisin geri saklanırlar sadece. ve şarkılar da bitmez. masalın başında söylediğin şarkıyı masalın sonunda da söylersin. masalda tekrarlar vardır çünkü. ve insan evladı çocukluğundan bu yana tekrar eden sözcüklerden hoşlanır. tekrar edersin o şarkıyı. sonra başka şarkı söyler dudakların. içinde susmayan tek şeydir şarkı. her zaman yeniden doğandır şarkı. münir nurettin selçuk'un söylediği gibi:

"Sen şarkı soylediğin zaman
Mevsimler değişir gibi kımıldardı içim
Dudaklarında doğardı şafaklar ve güneşler

Geçerdi gözlerimden öyle kızlar ki
Fecirden kadehlere nağme içmişler
Sen şarkı söylediğin zaman
Ne kadar gençti dünya be ne güzeldi

Bahar sabahlarının rahatlığı içimizde
Bir ses ki hayat olmuştu bizde
Sen şarkı söylediğin zaman

Bahar içinde alem bahtiyardı can
Bir hilkat sabahı ki her şey beyazdı
Bir vaz geçiş senden gayrı her şeyden
Öyle bir an ki hayata doyulmazdı

Sen şarkı söylediğin zaman
Öyle bir an ki hayata doyulmazdı
Sen şarkı söylediğin zaman"

önceki aşamalar yavan mı kalıyor bu durumda? tabi ki de hayır. şarkı söylemek için hissetmek gerek, yaşamak gerek, iz bırakmak gerek. o derin unutuşta unuttuğun şeyleri şarkıyla yaşatırsın aslında...

mavi pervane dedi ki...

5-6 kişinin playlistini merak ediyorum, dün bugün ve yarın dinlemekten sıkıntı duymayacağı şarkıları...
hmm,belki bir site açılır ve kişiler playlist oluşturur ve en çok ortak şarkılar puanlanır...
aman,şimdi icatlarımın sırası değil,şarkılar bizi dinlemek içindir,hoşçakal